adamakıllı

[ada'makıllı]
s. 适合的, 适当的, 恰如其分的, 相当多的, 合乎标准的, 正规的, 完美无缺的: \adamakıllı bir ev 标准的房子 \adamakıllı bir fikir 恰当的意见 \adamakıllı bir söz 恰如其分的话 \adamakıllı bir yağmur 及时雨 \adamakıllı bir yol 标准的道路 \adamakıllı para 好大一笔钱
zf. 彻底地, 完全地, 全面地, 充分地; 相当, 很, 非常: \adamakıllı büyuk tesir 很大的影响, 相当大的作用 \adamakıllı soğuk bir gün 非常冷的一天 \adamakıllı uzak bir yer 相当遥远的地方 Adamakıllı yorulmuş. 他累得精疲力尽。Hava adamkıllı soğumuş. 天已变得很冷了。Karakolda adamakıllı nafakasını almış. 在警局, 他挨了一顿臭揍。

Türkçe-Çince Sözlük. 2014.

Look at other dictionaries:

  • adamakıllı — zf. Gereğinden çok, iyice Dün akşam benden yediği zılgıttan adamakıllı afallamış görünüyordu. R. N. Güntekin …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • adamakıllı — iyice …   Beypazari ağzindan sözcükler

  • adam — is., Ar. ādem 1) İnsan 2) Erkek kişi, kadın karşıtı İyi bir adam isterse, babası da verirse, varacak. M. Ş. Esendal 3) Birinin yanında ve işinde bulunan kimse Kendisi gayet kibirli, öfkeli olduğu için hizmetçileri ve adamları korkarlar. K. Tahir… …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • afallaşmak — nsz Şaşkınlık içinde kalmak, şaşırıp bir şey yapamaz olmak Dün akşam benden yediği zılgıttan adamakıllı afallamış görünüyordu. R. N. Güntekin …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • akıllı — sf. 1) Gerçeği iyi gören ve ona göre davranan, akil 2) ünl. Karşısındakinin düşüncesizliğini belirtmek için söylenilen uyarma sözü 3) alay Düşüncesiz, aptal Akıllıya bak, bu işten kendisine bir pay çıkarmak istiyor. Birleşik Sözler akıllı uslu… …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • alay alay — sf. 1) Pek çok, çok sayıda Her biri bir havadan çalan alay alay insanların etrafımda kaynaşması, beni adamakıllı sersemletti. R. N. Güntekin 2) zf. Kalabalık olarak …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • artırmak — i 1) Artmasını sağlamak, çoğaltmak 2) Bir malı başka alıcıların verdiği fiyattan daha yüksek bir fiyatla almak istemek 3) Tutumlu davranıp biriktirmek, tasarruf etmek 4) mec. Herhangi bir davranışta ileri gitmek Sen edepsizliği adamakıllı… …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • bakış — is. Bakma işi veya biçimi Bakışları adamakıllı öfkeli olurdu. S. Birsel Birleşik Sözler bakış açısı içe bakış süzgün bakış yan bakış kuş bakışı …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • bir temiz — zf. Adamakıllı Hiddetle saçlarından yakaladığı gibi bir temiz dayak attı. E. E. Talu …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • çakılı — sf. 1) Çivi, kazık vb. bir şeyle tutturulmuş Duvara çakılı büyük rakkaslı saati tamire götüren hademe, Reşat ın omzuna adamakıllı bindirmiş. Y. Z. Ortaç 2) Çakılmış, bir şeye bağlı Genç kadın forsaların çakılı bulunduğu oturak dairesini görmeyi… …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • çürük — sf., ğü 1) Çürümüş olan Yabancı, kirli, çürük dişlerini göstererek gülümsüyordu. Ö. Seyfettin 2) Sağlam ve dayanıklı olmayan Çürükleri barındırmaz yaylaların yaylası. H. Taner 3) İş göremez, hastalıklı 4) mec. Sağlam bir temele veya kanıtlara… …   Çağatay Osmanlı Sözlük

Share the article and excerpts

Direct link
Do a right-click on the link above
and select “Copy Link”

We are using cookies for the best presentation of our site. Continuing to use this site, you agree with this.